Vakti zamanında başlayan bir sonun hatırasını yaşıyoruz çoğu zaman.
Evet, başlayan son. Neden böyle diyorum? Çünkü son bir kaza gibi anlık değildir. Göz kırpıp açıncaya kadar geçen bir zaman da değildir. Son, bir süreçtir. Lakin bize bir anlık gelir çoğu zaman. Nedeni ise yaklaşan sonun sinyallerini görememektir. Evet, bizler çoğu zaman dikkatsiziz. Hani derler ya "Göz göre göre..." işte tamda böyle. Görüyoruz ama idrak edemiyoruz ya da olmaz diyoruz. Aslında çok örnek var. Hayat da böyle değil mi? Vaktimiz var sanırız, daha genciz deriz. Ve sonra ölüm bulur bizi. Arkandan " Yazık, daha çok gençti, bir anda gidivermiş." derler. Aslında bir anda değildir. Yaşanan bir ömür vardır ve adım adım, saniye saniye ölüme gidilmiştir. İşte bu süreç olan sonun farkında olana ne mutlu.
... bir sonun hatırası...
Ne oluyor bu hatıraları yaşarken?
Pişmanlıklar, keşkeler söyleniyor, kimi zaman bi özlem kimi zaman bir hüzün belki de...
Son, belki de bağıra bağıra geliyordur ama insan görmüyordur. Bazen, bu sonun hatırası bu dünyada yaşanırken, bazen de ahiret de yaşanacaktır.
Hayatını iyi geçirmemiş biri " Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecek ahirette pişmanlıkla. Bazısı, tekrar şehit olabilmek için yaşadığı sonu tekrar yaşamak için dünyaya dönmek isteyecek özlemle.
Yaşarken de sonların hatıralarını yaşayacağız. Bu bitmeyecek. Çünkü hatalar yapıyoruz, gözden kaçırıyoruz. Ama galiba asıl önemli olan,her şeyde bir sonun yaklaştığının idrakinde olup kendimize çeki düzen vermek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder