11 Mayıs 2018 Cuma

KALABALIKTAN UZAKTA(1)

“Nereden başlasam" dedi,
Berjere oturmuş, karanlık çökmek üzere olan sokağa bakan.


BİR KÂĞIT BİR KALEM

Camdan dışarıya, griye yakın bulutların izin verdiği ölçüde mavisini gösteren gökyüzüne ve esen poyrazdan sola yatmış, devrilmemek için birbirinden destek alan ne kısa ne uzun çamlardan oluşan ormana bakmaktaydı. Düşünmekteydi. Sorusuna cevap aramaktaydı. Düşünüp, yaşayıp anlatamamak ve etrafında onu dinleyecek kimsenin olmaması onu sık sık sinirlendiriyor, hüzünlendiriyor ve hırçınlaştırıyordu.        

 Nereden başlamalıydı? Kendiyle konuştukça biriken düşüncelerini, önce kalbine sonra aklına ve daha sonra tüm vücuduna yayılmasından korktuğu bir felç gibi görmekteydi. Bu hastalığa çare aramaktaydı. “Her şeyin başı sağlık.” demişti birkaç eş ve dost. Eski sağlığına kavuşması için bir ilaç bulmalıydı. Tavsiye edilen tüm tıbbi ilaçları reddetmişti. Çünkü o, bunu kolaya kaçmak olarak görüyordu. Tıbbın yararını hiçe saymazdı fakat en ufak bir sorunda mutfaktaki buzdolabına, en yakın eczaneye ya da tanıdık birkaç doktora başvurmak, uğraşmadan, emek harcamadan sonuca varmak isteyenlerin işi olduğunu düşünüyordu. Üstüne üstlük bu psikolojik veya duygusal bir sorun olduğunda ilacı en son çare olarak görüyordu. Bu yüzden ona ilaç ve doktor isimleri verenleri reddetmişti. Kendi, bir çözüm bulacaktı.

Saate baktı. Oturalı epey zaman olmuştu. Sıkılmamıştı bu yüzden kalkmadı ve düşünmeye devam etti. İçinde birikenleri boşaltmalıydı. Yağmur başlamıştı. Ve camdaki yansıma şöyle seslendi:

“İnsan bazen buluttur, yaşayıp, içinde birikenleri zamanı gelince kimisi için can olan, kimisi için sel olup can alan yağmura dönüştürüp boşaltan; ve insan bazen de topraktır, yaşayıp, içinde birikenleri eriterek onları da kendine katan.”

Toprak olmayı başarabilmişti. Ama henüz bulut olmayı tam olarak becerememişti. Biriktirmişti tıpkı gri bulutlar gibi yaşananları. Peki, nasıl boşaltacaktı?

“Yazmalıyım” dedi. Düşünceleri yağmur olup yağacak, bu yağmur kelimeleri gizlendiği yerden filizlendirecek, filizlenen kelimeler ise ormanı oluşturacaktı. Okuyan ise nefes alacaktı. Rüzgâra dayanmak için birbiri üzerine eğilip topraktan ayrılmayan ağaçlar gibi hayata karşı yıkılmamak için köklerini kâğıttan toprağa bağlayan kelimeler de yıkılmayacaktı.

Yerinden kalktı ve raflara doğru gitti. Bir iki kitabı kaldırdı ve ilacı olan bir kâğıt ve bir kalemi alarak evindeki tek koltuğa yeniden geçti.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder