“Nereden
başlasam" dedi,
Berjere oturmuş, karanlık
çökmek üzere olan sokağa bakan.
BİR KÂĞIT BİR KALEM
Camdan dışarıya, griye yakın bulutların izin verdiği
ölçüde mavisini gösteren gökyüzüne ve esen poyrazdan sola yatmış, devrilmemek
için birbirinden destek alan ne kısa ne uzun çamlardan oluşan ormana
bakmaktaydı. Düşünmekteydi. Sorusuna cevap aramaktaydı. Düşünüp, yaşayıp
anlatamamak ve etrafında onu dinleyecek kimsenin olmaması onu sık sık
sinirlendiriyor, hüzünlendiriyor ve hırçınlaştırıyordu.
Nereden
başlamalıydı? Kendiyle konuştukça biriken düşüncelerini, önce kalbine sonra aklına
ve daha sonra tüm vücuduna yayılmasından korktuğu bir felç gibi görmekteydi. Bu
hastalığa çare aramaktaydı. “Her şeyin başı sağlık.” demişti birkaç eş ve dost.
Eski sağlığına kavuşması için bir ilaç bulmalıydı. Tavsiye edilen tüm tıbbi
ilaçları reddetmişti. Çünkü o, bunu kolaya kaçmak olarak görüyordu. Tıbbın
yararını hiçe saymazdı fakat en ufak bir sorunda mutfaktaki buzdolabına, en
yakın eczaneye ya da tanıdık birkaç doktora başvurmak, uğraşmadan, emek
harcamadan sonuca varmak isteyenlerin işi olduğunu düşünüyordu. Üstüne üstlük
bu psikolojik veya duygusal bir sorun olduğunda ilacı en son çare olarak
görüyordu. Bu yüzden ona ilaç ve doktor isimleri verenleri reddetmişti. Kendi,
bir çözüm bulacaktı.
Saate baktı. Oturalı epey zaman olmuştu. Sıkılmamıştı bu
yüzden kalkmadı ve düşünmeye devam etti. İçinde birikenleri boşaltmalıydı.
Yağmur başlamıştı. Ve camdaki yansıma şöyle seslendi:
“İnsan bazen buluttur, yaşayıp, içinde birikenleri
zamanı gelince kimisi için can olan, kimisi için sel olup can alan yağmura
dönüştürüp boşaltan; ve insan bazen de topraktır, yaşayıp, içinde birikenleri
eriterek onları da kendine katan.”
Toprak olmayı başarabilmişti. Ama henüz bulut olmayı tam
olarak becerememişti. Biriktirmişti tıpkı gri bulutlar gibi yaşananları. Peki,
nasıl boşaltacaktı?
“Yazmalıyım” dedi. Düşünceleri yağmur olup yağacak, bu
yağmur kelimeleri gizlendiği yerden filizlendirecek, filizlenen kelimeler ise
ormanı oluşturacaktı. Okuyan ise nefes alacaktı. Rüzgâra dayanmak için birbiri
üzerine eğilip topraktan ayrılmayan ağaçlar gibi hayata karşı yıkılmamak için
köklerini kâğıttan toprağa bağlayan kelimeler de yıkılmayacaktı.
Yerinden kalktı ve raflara doğru gitti. Bir iki kitabı
kaldırdı ve ilacı olan bir kâğıt ve bir
kalemi alarak evindeki tek koltuğa yeniden geçti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder